1 Aralık 2012 Cumartesi

Hamamdan çıkarken

Sual: (Hamamdan çıkarken, soğuk suyla duş almak iyidir) diyorlar. Uygun olur mu?
CEVAP
Bu tıbbî bir sualdir. Biz bilemeyiz. Zararı veya faydası olabilir.

Bildiğimiz şudur: İmam-ı Gazalî hazretleri, (Hamamdan çıkarken başına soğuk su dökmek veya soğuk su içmek mekruhtur) buyuruyor. (İhya)

Vücuda bir zararı var ki mekruh denmiştir. Bunun gibi, 36 dereceden daha sıcak olan mideye, sıfır derece soğukluktaki bir şeyi içmek veya dondurma yemek sağlık açısından zararlıdır. Sağlık açısından zararlı olan bir şey, dinen de uygun olmaz.

Yine İmam-ı Gazalî hazretleri, hamamdan çıkarken ayakları soğuk suyla yıkamanın bazı hastalıklara iyi geldiğini bildirmektedir.

Danışmak

Evdeki hesap, çarşıya uymaz,

Danışan insan, pişmanlık duymaz.

Veled-i zina
Sual: Halk arasında, (Veled-i zina olarak doğacak çocuğu aldırmak gerekir) deniyor. Veled-i zina için kürtaj caiz midir?
CEVAP
Veled-i zina da olsa, zaruretsiz çocuk aldırmak günahtır. İkincisi, nikâhsız birleşmeden doğan çocuğa günah olmaz. Ana babanın günahını çocuğu çekmez. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Veled-i zina, babasının günahını çekmez. Hiç kimse, başkasının günahını yüklenmez.) [Hâkim]

Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:

(Bir kimse, diğer kimsenin günahını çekmez.) [Necm 38]

Veled-i zinaya bakamayan anne, çocuğunu doğurduktan sonra devlete teslim edebilir. Veled-i zina olan çocuğu, herhangi bir şekilde öldürmek asla caiz olmaz.

Ele kuyu kazmak

Eden kendine eder, belâyı bulur azan,

Önce kendisi düşer, el için kuyu kazan.

Teknolojiyi ölçülü kullanmalı

Sual: (Teknoloji, zaman yiyen bir kurttur. Kendini ona kaptıran, iş yapmaya, Allah demeye vakit bulamaz) deniyor. (Teknoloji zararlıdır) mı denmek isteniyor?
CEVAP
Hayır, (Teknolojiyi ölçülü kullanmalı) denmek isteniyor. (TV’nin karşısına geçip her programı seyreden veya bilgisayarla meşgul olup yemek yemeyi, tuvalete gitmeyi bile unutan kimse, vaktini öldürmüş olduğu gibi, ibadete de vakit bulamaz) demektir. Gece gündüz bilgisayarın başından kalkmayıp felç olanları işitiyoruz. Her şeyi ihtiyaç kadar kullanmalı. Aşırılıklar zarar verir.

Eshab-ı kirama uymak
Sual: Tirmizî’nin bildirdiği hadis-i şerifte, (Eshabıma ve onlara tâbi olanlara [tabîine] uyun!) buyuruluyor. Resulullah, niye (Kur'ana ve bana tâbi olun!) demiyor da, (Eshabıma, hattâ Eshabıma uyanlara da tâbi olun!) buyuruyor?
CEVAP
Eshab-ı kirama tâbi olanlara Tabiîn denildi. Bir âyeti kerime meali:

([Eshabdan] Muhacir ve Ensar’la iyilikte onların izinden gidenlerden, [onlara uyanlardan] Allah razıdır. Onlar da, Allah’tan razıdır. Allah onlara Cenneti hazırladı.) [Tevbe 100]

Bu âyet-i kerimede, Eshab-ı kirama ve onların izinden giden Tâbiîn denilen zatlara uymak gerektiği bildiriliyor. Bir hadis-i şerif meali:

(Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olursanız hidayete erersiniz.) [Taberani, Beyhekî, İ. Asakir, Hatîb, Deylemî, Darimî, İ. Münavî, İ. Adiy]

Yukarıdaki âyet-i kerime ve hadis-i şerif gösteriyor ki, Tâbiîn denilen zatlara uyan, Eshab-ı kirama uymuş olur. Eshab-ı kiram da Resulullah'a, Resulullah da, Allahü teâlâya uyduğu için böyle buyuruluyor. Bunun gibi Buhari’deki bir hadis-i şerifte de, (Benden sonra sünnetime ve Hulefa-i raşidinin sünnetine uyun!) buyuruluyor. Burada da, Hulefa-i raşidinin, Resulullah'ın yolunda olduğunu bildiriyor. Allahü teâlâ da, (Yalnız bana uyun, yalnız bana itaat edin) demiyor, (Allah’a ve Resulüne itaat edin!) buyuruyor. (Âl-i İmran 32)

Resul'e uyan da, Allahü teâlâya uymuş oluyor. Bir âyet-i kerime meali:

(Resul’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

Demek ki, Resulullah'ın yolu, Allah'ın bildirdiği yoldan farklı değildir. Eshab-ı kirama uyan Resulullah'a uymuş olur. Çünkü Eshab-ı kiramın yolu, Resulullah'ın yolundan farklı değildir. Tâbiîn’e uyan da, Eshab-ı kirama uymuş olur. İmam-ı a'zam hazretleri, Tâbiîn’den idi. Demek ki İmam-ı a'zamın mezhebinden olan, silsile yoluyla Eshab-ı kirama, Resulullah'a ve Allahü teâlâya uymuş olur. Ama Kur'andan anladığına uyan, Allah'a uymuş olmaz, kendi anladığına uymuş olur. Kur'an-ı kerimi Resulullah efendimiz açıklamıştır. Onun sözlerini Eshab-ı kiram açıklamıştır. Eshab-ı kiramın sözlerini de âlimler, mezhep imamları açıklamıştır. Bu incelikleri anlayıp herkes haddini bilmeli, âyetten ve hadisten hüküm çıkarmaya kalkmamalıdır.

Ölülere yardım etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Ölünün mezardaki hâli, denize düşmüş, boğulmak üzere olup, imdat diye bağıran kimseye benzer. Buna ne yapılır? (Kırkını bekle, sene-i devriyen dolsun, o zaman geliriz) denmez. Beklemeden derhal kurtarmaya çalışılır. Nasıl kurtarılır? Ekmek, su verilmez. Kur’an-ı kerim, mesela 11 İhlâs ve 1 Fâtiha okunup ruhuna hediye edilirse, ona yardım edilmiş olur.

Üç İhlâs okumak, bir hatim yerine geçer. Peygamber efendimiz, Hazret-i Âişe validemize, (Yatmadan önce Kur’an-ı kerimi hatmet!) buyurunca, (Ya Resulallah, bu kadar kısa zamanda nasıl hatmederim?) dedi. Peygamberimiz, (Üç İhlâs oku, Kur’anı hatmetmiş olursun) buyurdu.

Bir gün Resulullah efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ali ile sohbet ederken, bir sahabi gelir. Hazret-i Ali’yi görünce, hemen dışarıya çıkar. Hazret-i Ebu Bekir merak edip peşinden gider. Ona ulaşıp der ki:

- Ali kardeşimi görünce rengin kaçtı, sonra hemen çıktın. Bunun hikmeti nedir?

- Ali’ye borcum vardı, ödeyemedim, onu görünce mahcubiyetimden çıkmak zorunda kaldım.

- Ne kadar borcun var?

- 5 bin dinar.

- Fâtiha-i şerifenin yarısını okuyup bana hediye eder misin?

Peki der, yarısını okuyup hediye eder. Hazret-i Ebu Bekir 2 bin dinar hediye edip buyurur ki:

- Şimdi diğer yarısını da okur musun?

Peki der, diğer yarısını da okuyup hediye eder. Hazret-i Ebu Bekir 2 bin dinar daha hediye edip der ki:

- Bak, bütün param bu. Daha olsaydı onu da verirdim. Ama bilesin ki ben bu işten kârlı çıktım. Bu Fâtiha-i şerifenin kıymetini insanlar bilselerdi, sadece mallarını değil, hayatlarını da verirlerdi.

Fâtiha kelimesi, feteha [açmak] kelimesinden geliyor. Fâtiha neleri açmaz ki! Cennetin kapılarını açar, insanın kalbini açar, kazanç kapılarını açar ve daha neler açar neler.

Ölülere hatmi tehlil [yetmiş bin kelime-i tevhid] okumak da çok faydalıdır. İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: (Bir kelime-i tevhid terazinin bir kefesine konsa, yedi kat gökler, yedi kat yerler kadar günah da terazinin diğer kefesine konsa, o kelimenin bulunduğu kefe ağır basar.)

O hâlde kelime-i tevhidin kıymetini bilmeliyiz.

Damağa protez yapıştırmak

Sual: Toz, krem, jel gibi yapıştırıcı olarak kullanılan maddeler, tükürük kıvamını koyulaştırıp, yapışkan hale getirerek protezin damaktan çabuk düşmemesini, biraz daha uzun dayanmasını sağlıyor. Abdestte ve gusülde bu protezi çıkarmak gerekiyor mu?
CEVAP
Protezi her abdestte çıkarıp, sonra jel gibi bir şeyle yapıştırmaya kalkmak bir meşakkat sayılır. Bu bakımdan abdestte, protezi çıkarmak gerekmez. Abdestte ağzı yıkamak sünnet, gusülde ise farzdır. Ayrıca gusül, abdest gibi sık sık tekerrür etmez. Etse bile, gusülde, çıkarıp altını yıkamak gerekir.

Tesbihleri tek söylemek
Sual: İmam-ı Rabbani hazretleri, (Rükû ve secdelerde tesbih en az üç kere söylenir. Çoğu yedi veya on birdir) buyuruyor. Buradan beş ve dokuz kere söylemenin caiz olmadığı mı anlaşılıyor?
CEVAP
Hayır. Bu ifadenin hemen altında, (Kuvvetli bir insanın, sıkıntısı olmadığı zamanlarda, yalnız kılarken, tesbihleri, en az miktarda söylemesi, ne kadar utanacak bir hâldir. Hiç olmazsa, beş kere söylemelidir) buyuruyor. Tesbihi beş, yedi, dokuz veya on bir kere de söylemek caizdir, müstehabdır, iyidir. Teke riayet ederek söylemelidir.

İmam-ı Rabbani hazretleri, Mevlana Salih’e bahçeden birkaç karanfil getirmesini emretti. Altı tane karanfil getirdiğini görünce buyurdu ki: (Bizim en aşağı talebemiz, en azından “Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever” hadis-i şerifini bilir. Teke riayet müstehabdır. Müstehab ne zannediliyor? Müstehab, Allahü teâlânın sevdiği şeydir. Eğer dünya ve âhireti Allahü teâlânın sevdiği bir şey için verseler, hiçbir şey vermemiş olurlar.)

Bilmeden mahremsiz gidilirse
Sual: (Çok ihtiyar kadın mahremsiz sefere gidebilir) hükmünü yanlış anlayıp salih kimselerle hacca gittim. Hâlbuki Hanefî’ye göre, mahremsiz gitmek caiz değilmiş. Mahremsiz hacca gitme günahından kurtulmak için, (Şâfiî mezhebine göre gittim) diye niyet etsem günahtan kurtulur muyum?
CEVAP
Hanefî kimse, Şâfiî mezhebini taklit ederek, farz olan hacca da gidemez. Ancak, bilmeden gidilmişse, (Şâfiî mezhebine göre gittim) diye niyet edilince, mahremsiz gitme günahından kurtulmuş olunur.

Resulullah'a teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Allahü teâlâdan sonra, Onun Resulüne de teşekkür edeceğiz. Çünkü Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, bizlere İslamiyet’i anlatmak için çok acı, üzüntü çekti. (Benim çektiğim sıkıntı gibi, gelmiş ve gelecek hiçbir kimse çekmemiştir) buyurdu. Sırf biz yanmayalım diye, bu kadar yükü taşıdı. Böyle bir Peygambere teşekkür etmek gerekmez mi? Peki Ona nasıl teşekkür edeceğiz? Salevat-ı şerife getireceğiz, hayatını okuyup, Onun gibi yaşamaya çalışacağız. O, sırf Allah’ın kulları yanmasın diye hayatını ortaya koydu. Biz de hiç olmazsa birkaç kişiye Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından verirsek, bu hizmeti yapanlara duayla, parayla destek olursak, Onun yolundan gitmiş oluruz.

Ana babaya teşekkür: Bir erkek, hanımının çektiği ızdırapları görünce, annesinin kendisi üzerinde ne kadar büyük hakkı olduğunu anlar. O hâlde ana babaya da çok saygılı olmak, teşekkür etmek lazımdır, çünkü onların duasını almayan, kurtulamaz.

Bir gün Peygamber efendimiz, bir yere giderken, yol kenarındaki tarlada çalışan birini gördü. Hemen Cebrail aleyhisselam geldi, (Ya Resulallah, sakın buna selam verme!) dedi. O zat, ayağa kalktıysa da, Cenab-ı Peygamber, Allahü teâlânın emrine uyarak, onun yüzüne bile bakmadan yoluna devam etti. O kişi, (Resulullah efendimiz, buradan geçtiği hâlde, bana selam vermedi, ben mahvoldum) dedi. İşinin başına gidip suçunun ne olduğunu düşünmeye başladı. Nihayet bulup telafi etmeye çalıştı.

Bir müddet sonra, Peygamber efendimiz, aynı yoldan geri dönerken, yine Cebrail aleyhisselam gelip, (Ya Resulallah, şimdi o kişiye selam ver!) dedi. Resulullah da, tebessüm ederek ona selam verdi, o da çok sevindi. Peygamber efendimiz, bunun hikmetini Cebrail aleyhisselama sordu. O da dedi ki: (Ya Resulallah, o kişi, evden çıkarken annesinin kalbini kırdı. Allah, bu günahı affetmedi, sana selam bile verdirmedi. Düşünüp suçunu anlayan o kişi, hemen eve koşup, annesinin ayaklarına kapandı, özür diledi, elini öpüp geldi. Annesinin gönlünü aldığı için Allahü teâlâ da, onu affedip sana, (Selam ver, gönlünü al!) diye emir gönderdi.)

O hâlde Allah’ın affetmesini isteyen, ana babasını razı etmeye, gönüllerini almaya çalışmalıdır.

Dinimize uymak için

Sual: Dinimize severek uymak için ne lazımdır?
CEVAP
İslamiyet’e severek uymak için ilmin yanında, bir de ihlâs lazımdır. İhlâs, işleri, ibadetleri, Allahü teâlâ emrettiği için yapmak, başka hiçbir menfaat düşünmemektir. Kalbde ihlâs hâsıl olması, kalbin zikretmesiyle, yani Allah ismini çok söylemesiyle olur.

Dünya düşüncesi hiç kalmazsa, kalb kendiliğinden zikretmeye başlar. Şişedeki su boşalınca, havanın şişeye kendiliğinden, hemen girmesi gibidir. İslamiyet’e uymak, kalbi kuvvetlendirdiği gibi, nefsi zayıflatır. Bu sebeple nefs, kalbin İslamiyet’e uymasını, mürşid-i kâmilin sohbetinde bulunmayı, kitaplarını okumayı istemez. Dinsiz, imansız olmasını ister. Akıllarına uymayıp, nefslerine uyan kimseler bunun için dinsiz olmaktadır. Nefs ölmez, fakat gücü kuvveti kalmayınca kalbi aldatamaz.

Nefs, bedene tatlı gelen şeylere düşkündür. Bunların iyi kötü, faydalı zararlı olduklarını düşünmez. İstekleri, İslamiyet’in emirlerine uygun olmaz. İslamiyet’in yasak ettiği şeyleri yapmak, nefsi kuvvetlendirir. Daha kötüsünü yaptırmak ister. Kötü, zararlı şeyleri, iyi gösterip, kalbi aldatır. Kalbe bunları yaptırarak, zevklerine kavuşmak için çalışır. Kalbin nefse aldanarak, kötü huylu olmaması için, dinimizin emir ve yasaklarına uyarak kalbi kuvvetlendirmek ve nefsi zayıflatmak lazımdır. Aklı kuvvetlendirmek, İslam bilgilerini okuyup, öğrenmekle olduğu gibi, kalbin kuvvetlenmesi, yani temizlenmesi de, dinimizin emir ve yasaklarına uymakla olur. (İslam Ahlakı)

Müslümanlar güzel görse
Sual: (Müslümanların güzel gördüğünü Allah da görür) hadisine göre, Müslümanların çoğunluğu çalgılı ilahileri dinliyorsa, erkekler başı açık olarak namaz kılıyorsa, ezanlar bir merkezden okunuyorsa, bana göre hiç mahzuru olmaz. Yarın bir tek merkezi imamla bütün Türkiye cemaatle namaz kılsa, herkes kılacağı için Allah da bunu güzel görmez mi?
CEVAP
Allahü teâlâ, bid’ati, haramı güzel görmez. Bana göre, sana göre ile din olmaz. Yüzde yüz herkes günah işlese, Allah haramı güzel görmez. İslam âlimleri, bu hadis-i şerifi, (Sıradan Müslümanların değil, müctehid Müslümanların güzel gördüğünü Allah güzel görür) şeklinde açıklamışlardır. Bizim gibi Müslümanların bir şeyi güzel veya çirkin görmesi, dinde ölçü olmaz. Şimdi çok kimse, kadınların başlarının açık olmasını güzel görüyor. Onlar güzel gördüğü için, Allah da güzel görmez. Çalgı çalmayı çok kimse güzel görüyor, onların güzel görmesi dinde ölçü olmaz. (Günahı herkes işlediği için, çoğunluğun işlediğini Allah güzel görür) diyerek herkese uyup günah işlenmez. Allahü teâlâ, insanların çoğuna uyanın sapıtacağını bildiriyor. (Enam 116)

Kuru kalabalıkların koştuğu yöne gidilmez. Onların yollarında sapıklık olur. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği doğru yolda yürümelidir.

Ayıp araştırmak

Nefsine çok güvenme, akıl her şeye ermez,

Hep kusur araştıran, kendi aybını görmez.

Bir namaz için iki niyet
Sual: Sünnetleri kılarken, mesela öğlenin sünnetini kılarken ilk kazaya kalan öğle namazının farzına, vaktin sünnetine, yeni abdest almışsam sübha namazına, camide kılıyorsam tehıyyet-ül mescide, sefere çıkıyorsam tehıyyet-ül-menzil namazına da niyet ediyorum. Peki, ikindinin veya yatsının sünnetini kılmadan farzına başlasak, yine aynı şekilde niyet edebilir miyiz?
CEVAP
Vaktin farzını kılarken, vaktin sünnetine niyet edilmez, kazaya da niyet edilmez. Diğerlerine yani sübha namazına, tehıyyet-ül-mescide ve tehıyyet-ül-menzile de niyet edilebilir.

Tayt giymek
Sual: Soğuktan korunmak için, iç giysi olarak tayt giymekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Hayır, mahzuru olmaz.

Gündüz uyumak

Sual: Gece ibadeti yapmayanın gündüz uyuması uygun mudur?
CEVAP
Bir hastalığı yoksa, gece de yeterli uyumuşsa, gündüz uyumak uygun değildir. Gece ibadet edilse de, gündüz iki defa uyumak mekruhtur. Kaylule yapmak yeterlidir.

Yersiz gülene, acıkmadan yemek yiyene, gece ibadeti yapmadan uyuyana Allahü teâlâ buğzeder. (İhya)


Önce kendini kurtar

Can kurtarma devridir, önce can, sonra canan,

Demişler kaptan olur, gemisini kurtaran.

Gece ibadeti
Sual: Gece ibadeti sadece namaz kılmak mıdır?
CEVAP
Hayır, her çeşit ibadet gece ibadeti olur. Mesela, Kur’an-ı kerim okumak, ilim öğrenmek, kaza namazı kılmak, istiğfar etmek, zikir çekmek, oruç tutmak için sahura kalkmak, kendisi veya başkaları için dua etmek niyetiyle, seher vakti uyanmak gibi şeyler, gece ibadetidir. Hangisi olursa olsun gece ibadetine gayret etmeli. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Gece ibadet etmeyi ihmal etmeyin! Çünkü bu sizden önceki salihlerin âdetidir. Allahü teâlâya yakınlaştırır; kötülüklere, belalara mâni olur; günahlara kefarettir ve vücudu hastalıklardan korur.) [İbni Asakir]

(Gece bir müddet ilim öğrenmek, bütün gece ibadet etmekten sevabdır.) [Beyhekî]

(Yatsıdan sonra Âmenerresulü’yü okuyana gece ibadet etmiş sevabı verilir.) [Şir’a]

(Gece seher vaktinde yapılan dua kabul olur.) [Tirmizî]

(Seher vakti Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim.) [Müslim]

Gece namazı çok faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Seherde kılınan iki rekât namaz, dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.) [Deylemî]

(Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim]

(Gündüz kaylule yaparak [biraz uyuyarak] teheccüde yardım edin!) [İbni Mace]

(Cennette öyle muazzam köşkler vardır ki, gece namazı kılanlara verilir.) [İbni Nasr]

(Gecenin sonunda kılınan iki rekât namaz, dünyadan ve dünyadakilerden hayırlıdır. Ümmetime zor gelmeseydi, teheccüdü farz kılardım.) [Müslim]

(Cebrail aleyhisselam, gece namazını o kadar çok tavsiye etti ki, pek az uyuyanların ümmetimin hayırlıları olduğunu anladım.) [Deylemî]

(Deve veya koyun sağımı kadar da olsa, gece namazı kılın!) [Ebu Nuaym]

(Müminin şerefi gece namazı kılmasındadır.) [Hatîb]

(Kış, müminin baharıdır. Gündüzleri kısadır, oruç tutar; geceleri uzundur, ibadet eder.) [Beyhekî]

(Gece namazı kılmaya devam edenin yüzü güzelleşir.) [İbni Mace]

(Gece namazı kılmak kalbi parlatır.) [M. Ç. Yâr-i Güzin]

(Herkes uyurken, gece namazı kılmak, müminin derecesini yükseltir.) [Hatîb]


Düşmana güvenilmez

Dostunun dostluğuna, itimat etmiyorsun,

Düşmanın dostluğuna, nasıl güveniyorsun?

Kabirde uyumak
Sual: Bazı yatırların yanlarında epey boşluk oluyor. Ziyaretçilerden, orada uyuyanlar görülüyor. Kabir yanında uyumak caiz midir?
CEVAP
Kitaplarda, (Kabir üstünde uyumak mekruhtur) deniyor. (Mülteka, Dürer)

Hanefîlere göre, mezar üstünde uyumak tenzihen mekruhtur. (El Fıkh-ü alel Mezahib-i Erbaa)

Kabir yanında uyumaya da mekruh diyenler olduğu için, kabirde uyumamalıdır.

İş işten geçince

İhtiyacın var iken, dostlar hemen yok olur,

Araban devrilince, yol gösteren çok olur.