31 Aralık 2009 Perşembe

Öfke Anında Okunacak Dua

Allah'ım, benim günahımı bağışla, kalbimin kinini gider ve beni Şeytandan koru.İbni Sünni

30 Aralık 2009 Çarşamba

Yılbaşı - Noel Kutlamak

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ

SORU:

Ben, müslümanlardan pek çok kimsenin, kâfirlerin, "İsa'nın doğum günü" (Krismıs) diye bilinen yılbaşı bayramı ile diğer bazı bayramlarını kutlama törenlerine katıldıklarını gördüm. Bu kutlama törenlerine katılmanın dînen câiz olmadığını anlara gösterebilmem için Kur'an ve sünnetten delil var mıdır?


Cevap:

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Kâfirlerin, "İsa'nın doğum günü" (Krismıs) diye bilinen yılbaşı bayramı ile diğer bayramlarına katılmak, şu yönlerden câiz değildir.

Birincisi: Bu hareket, onlara benzemektir.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ )) [ رواه أبو داود ]

"Kim, (giyindikleri gibi giyinmek, onların gittikleri yoldan gitmek ve bazı fiillerinde onları taklit etmek sûretiyle) bir topluluğa benzerse, o da onlardan olur." (Ebu Dâvud)

Bu, büyük bir tehdittir.

Abdullah b. Amr'dan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( مَنْ بَنَى بِأَرْضِ الْـمُشْرِكِينَ، وَصَنَعَ نَيْرُوزَهُمْ وَمِهْرَجَانَهمْ، وَتَشَبَّهَ بِهِمْ حَتَّى يَمُوتَ حُشِرَ مَعَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.)) [ عون المعبود شرح سنن أبي داود]

"Kim, müşriklerin toprağında bir ev inşa eder, onların Nevruz bayramını ve şenliklerini kutlar, ölünceye kadar onlara benzerse, kıyâmet günü onlarla beraber haşrolur." (Avnu'l-Ma'bûd Şerhu Sünen-i Ebî Dâvud)

İkincisi:Kâfirlerin bayramlarına katılmak,onlara bir tür sevgi ve muhabbet beslemektir.

Oysa Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

لا تتخذوا اليهود و النصارى أولياء [ سورة المائدة الآية: ٥١]





"Ey îmân edenler! (Mü'minlere karşı) yahudî ve hıristiyanları dostlar edinmeyin.
Onlar birbirlerinin dostlarıdır.(Onlar,mü'minlere dostluk beslemezler.Yahudîler,
yahudîlere, hıristiyanlar da, hıristiyanlara dostluk beslerler. Ancak her ikisi
de düşmanlıkta mü'minlere karşı birleşirler. Ey mü'minler! Oysa siz birbirinize
yardım etmeye daha lâyıksınız.) Sizden kim onları dost edinirse, o da
onlardandır.(Hüküm olarak onlar gibidir.) Şüphesiz ki Allah, (kâfirleri dost
edinen) zâlimler topluluğunu asla doğru yola iletmez." (Mâide Sûresi:51)


Başka bir âyette şöyle buyurmuştur:

يا أيها الذين آمنوا لا تتخذوا عدوي وعدوكم أولياء تلقون إليهم بالمودة وقد كفروا بما جاءكم من الحق … [ سورة الممتحنة من الآية: ١]




"Ey îmân edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi
göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dostlar edinmeyin.Oysa onlar, size
gelen gerçeği (Allah'a ve Rasûlüne îmân etmemişler, Muhammed -sallallahu aleyhi
ve sellem'e inen Kur'an'ı) inkâr etmişlerdir..." (Mümtehine Sûresi: 1)


Üçüncüsü: Bayram, dîn ve akîde ile ilgili bir meseledir.Dünya ile ilgili bir gelenek ve görenek değildir.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu hadisi buna delâlet etmiştir:

(( إِنَّ لِكُلِّ قَوْم عِيدًا وَهَذَا عِيدنَا. )) [ متفق عليه ]

"Şüphesiz her kavmin (milletin) bir bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır." (Buhârî ve Müslim)

Kâfirlerin bayramı, onların bozuk olan, şirk ve küfür içeren inançlarına delâlet eder.

Dördüncüsü: Müfessirler, Allah Teâlâ'nın:

و الذين لا يشهدون الزور … [ سورة الفرقان الآية: ٧٢]




"Onlar (Rahmân'ın kulları), yalancı şâhitlik etmezler. (Bâtıl ehli ve) boş
sözlerle karşılaştıklarında, (ondan yüz çevirmiş bir halde) vakarla oradan geçip
giderler." (Furkan Sûresi:72)


Emrini;

"Onlar, müşriklerin bayramlarında hazır bulunmazlar" şeklinde tefsir etmişlerdir.
Kâfir birisine onların bayramlarına âit tebrik kartları hediye etmek veya bu kartlar ile birlikte mum, çam ağacı, yiyecek, hindi veya sopa şeklindeki tatlılar gibi, kâfirlerin bayramlarına âit olan şeyleri onlara satmak, câiz değildir.


Muhammed Salih el-Muneccid
http://islamqa.com/tr/ref/1130


SORU:

Kâfirlerin bayramlarını kutlamanın hükmü nedir?

CEVAP:

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Kâfirlerin, "İsa'nın doğum günü" (Krismıs) diye bilinen yılbaşı bayramı ile başka dînî bayramlarını kutlamak, ittifakla haramdır. Nitekim İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- bunu, "Ahkâmu Ehli'z-Zimme" adlı kitabında nakletmiş ve şöyle demiştir:

"Küfrün sembolleri olan ve onlara âit olan şeyleri kutlamak,ittifakla haramdır.Örneğin bir kimsenin onların bayramlarını ve oruçlarını tebrik ederek: Bayramınız kutlu olsun veya bu bayram ile huzur içerisinde olasınız, demesi gibi. Böyle diyen kimse, küfürden kurtulsa bile, bunu söylemesi haramdır. Çünkü bu haraket, haça secde etmesinden dolayı onu kutlama mesâbesindedir. Hatta bu, Allah Teâlâ katında ondan daha büyük bir günah, içki içmekten, insan öldürmekten ve zinâ etmekten daha şiddetlidir. Dîne değer vermeyen pek çok kimse böyle duruma düşmekte ve yaptığı hareketin ne kadar çirkin olduğunu bilme-mektedir. Bir kulu, onun işlediği bir günah veya bid'at veyahut da küfriyle kutlayan kimse, hiç şüphesiz Allah Teâlâ'nın gazabına maruz kalmış olur."

Kâfirlerin dîni bayramlarını kutlamanın haramlığı ve İbn-i Kayyim'in zikrettiği mesâbede oluşunun sebebi; çünkü kendisi bu küfre râzı olmasa bile, böyle yapmakla onların üzerinde bulundukları küfür sembollerini onaylamış ve onlara râzı olmuş demektir. Fakat müslümanın kâfirlerin sembollerine râzı olması veya onları bu sembollerle kutlaması haramdır.Çünkü Allah Teâlâ bunlara asla râzı olmaz.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

إن تكفروا فإن الله غني عنكم ولا يرضى لعباده الكفر وإن تشكروا يرضه لكم [ سورة الزمر من الآية: ٧]





"(Ey insanlar!Rabbinizi) inkâr ederseniz,(O’na îmân etmez ve Rasûlüne
uymazsanız), O size muhtaç değildir. (O’nun size bir ihtiyacı yoktur, fakat siz
O’na muhtaçsınız). O, kullarının kâfir olmalarına râzı olmaz (olmalarını da
emretmez). (Ancak size bahşettiği nimetlere) şükrederseniz, ona râzı olur."
(Zümer Sûresi: 7)


Yine, Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

اليوم أكملت لكم دينكم وأتممت عليكم نعمتي ورضيت لكم الإسلام ديناً [ سورة المائدة من الآية: ٣]





"... Bugün size dîninizi kemâle erdirdim, (sizi câhiliyet karanlığından İslâm
nûruna çıkarmak sûretiyle) üzerinize nimetimi tamamladım ve dîn olarak size
İslâm’ı seçtim." (Mâide Sûresi: 3)


Kendisiyle ister aynı işyerinde olsunlar veya olmasınlar,kâfirlerin bayramını kutlamak haramdır.

Kâfirler, bize kendi bayramlarını kutlamaya ortak etmek istedikleri zaman onlara cevap vermemeliyiz.Çünkü bayramları, bizim bayramlarımız değildir ve onların bayramları, Allah Teâlâ'nın râzı olmadığı bayramlardır. Ayrıca bu bayramlar, dînlerine ya sonradan sokulmuş bid'atlardır ya da dînlerince meşru olup da, Allah Teâlâ'nın cinlerin ve insanların hepsine birden gönderdiği Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dîni İslâm ile hükmü ortadan kaldırılan bayramlardır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

ومن يبتغ غير الإسلام ديناً فلن يقبل منه وهو في الآخرة من الخاسرين [ سورة آل عمران الآية: ٨٥]





"Kim, İslâm’dan başka bir dîn isterse, o dîn ondan asla kabul olunmayacaktır.Ve
o, âhirette hüsrâna uğrayanlardan olacaktır." (Âl-i İmrân Sûresi: 85)


Bir müslümanın, onların bu merasimi ile dâvetine icâbet etmesi, haramdır. Çünkü bu hareket, onların bayramını kutlamaktan daha büyüktür. Zirâ hem onların bayramını kutlamış, hem de onların merasimine iştirak etmiş olur.

Aynı şekilde bayram dolayısıyla törenler düzenlemek sûretiyle kâfirlere benzemeleri, karşılıklı hediyeler alıp vermeleri, tatlılar dağıtmaları, tabaklarda yemekler dağıtmaları veya o günde işi tatil etmeleri, müslümanların üzerine haramdır.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ )) [ رواه أبو داود ]





"Kim, (giyindikleri gibi giyinmek, onların gittikleri yoldan gitmek ve bazı
fiillerinde onları taklit etmek sûretiyle) bir topluluğa benzerse, o da onlardan
olur." (Ebu Dâvud)


Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin-, "İktidâu's-Sırâti'l-Mustakîm Muhâlefetu Ashâbi'l-Cehîm" adlı kitabında şöyle demiştir:

"Bazı bayramlarında kâfirlere benzemek, inandıkları bâtıl inançlarında kalplerine sevinç ve mutluluk girmesini gerektirir. Belki de onların bu hareketi fırsat bilmeleri ve zayıfları ezmeleri konusunda cesâretlendirir."

Kim bunlardan (yukarıda sağdığımız şeylerden) birisini yaparsa, ister onlara şirin görünmek için yapsın, ister sevgi ve muhabbet beslemek için yapsın, isterse utandığından veyahut da başka sebeplerden dolayı yapsın, günah işlemiş olur.Çünkü bu hareket, Allah'ın dîninde yağcılık yapmak ve iki yüzlü davranmaktır.Yine bu hareket, kâfirlerin kalplerininin güç ve kuvvet kazanmasına ve dînleriyle övünmelerine sebep olur.

Allah Teâlâ'dan, müslümanları dînleriyle güçlü kılmasını, onları dînlerinde sâbit kılmasını ve düşmanlarına karşı onlara yardım etmesini niyaz ederiz. Zirâ O, güç ve kuvvet sahibidir.

(Mecmû'u Fetâvâ ve Resâili'ş-Şeyh İbn-i Useymîn; c: 3, s: 369)

Muhammed Salih el-Muneccid

http://islamqa.com/tr/ref/947

21 Aralık 2009 Pazartesi

Âşura Orucunun Fazileti



Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah'adır. Salât ve selâm, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, âlinin ve ashabının hepsinin üzerine olsun.
Hiç şüphe yok ki Allah Teâlâ'nın kulları üzerindeki nimetlerinden birisi de, onlara mükâfatlarını vermek ve onları lütfundan fazlalaştırmak için günler ve aylar boyu hayır ve bereket mevsimlerini birbiri ardınca peşpeşe onlara bahşetmesidir. Mübârek hac mevsimi biter birmez, onu kıymetli ay olan Allah'ın Muharrem ayı takip etmiştir.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır:

{أَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ رَمَضَانَ شَهْرُ اللَّهِ الْمُحَرَّمُ، وَأَفْضَلُ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ صَلاَةُ اللَّيْلِ } [ روا مسلم ]

"Ramazan'dan sonra en fazîletli oruç, Allah'ın Muharrem ayı orucudur.Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz ise, gece namazıdır."[1]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Muharrem ayını, Allah'ın ayı olarak adlandırması, bu ayın şeref ve fazîletine delâlet eder.Çünkü Allah Teâlâ, yarattığı kimi varlıklara özellikler verir, kimisini de kimisinden üstün tutar.

Hasan Basrî -Allah ona rahmet etsin- Muharrem ayı hakkında şöyle der:

"Allah Teâlâ seneyi, mukaddes bir ayla açmış, yine mukaddes bir ayla sona erdirmiştir. Allah katında 12 ay içerisinde kudsiyeti Ramazan ayından daha büyük başka bir ay yoktur."

Âşûrâ orucunun fazîleti hakkında ise Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:

{سُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ، فَقَالَ: يُكَفِّرُ السَّنَةَ الْمَاضِيَةََ } [ رواه مسلم ]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Âşûrâ günü orucu hakkında sorulduğunda şöyle buyurmuştur: Geçmiş yılın (küçük) günahlarına keffâret olur." [2]

{ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم - قَدِمَ الْمَدِينَةَ فَوَجَدَ الْيَهُودَ صِيَامًا يَوْمَ عَاشُورَاءَ، فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم -: مَا هَذَا الْيَوْمُ الَّذِي تَصُومُونَهُ؟ فَقَالُوا: هَذَا يَوْمٌ عَظِيمٌ، أَنْجَى اللَّهُ فِيهِ مُوسَى وَقَوْمَهُ وَغَرَّقَ فِرْعَوْنَ وَقَوْمَهُ، فَصَامَهُ مُوسَى شُكْرًا فَنَحْنُ نَصُومُهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم -: فَنَحْنُ أَحَقُّ وَأَوْلَى بِمُوسَى مِنْكُمْ، فَصَامَهُ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم - وَأَمَرَ بِصِيَامِهِ } [ متفق عليه ]

"Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'ye hicret ettiği zaman yahûdileri Âşûrâ günü oruç tutarlarken gördü. Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- onlara: Bugün tuttuğunuz oruç nedir? diye sordu. Onlar: Bugün Allah'ın, Musa ve kavmini Firavun'dan kurtardığı,Firavun ve kavmini (denizde) boğduğu büyük bir gündür.Musa, Allah'a bir şükrün ifâdesi olarak bugün oruç tuttuğu için, biz de oruç tutuyoruz, dediler.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Biz Musa'ya, sizden daha hak sahibi ve layıkız. Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bugün oruç tuttu ve bugünde oruç tutmayı emretti."[3]

Rivâyetin devamında şöyle buyurmuştur:

{ لَئِنْ بَقِيتُ إِلَى قَابِلٍ لَأَصُومَنَّ التَّاسِعَ }[ رواه مسلم ]

"Şayet gelecek yıla kavuşursam, onuncu gün ile birlikte dokuzuncu günü de oruç tutacağım." [4]
Başka bir rivâyette şöyle buyurmuştur:

{خَالِفُوا الْيَهُود,صُومُوا يَوْمًا قَبْله,أَوْ يَوْمًا بَعْده} [ رواه أحمد ]

"Yahûdilere aykırı hareket edin.Âşûrâ günü ile birlikte bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun." [5]

Başka bir rivâyette şöyle buyurmuştur:

{ صُومُوا يَوْمَ عَاشُورَاءَ،وَخَالِفُوا فِيهِ الْيَهُودَ،صُومُوا قَبْلَهُ يَوْمًا أَوْ بَعْدَهُ يَوْمًا } [ رواه أحمد وابن خزيمة ]

"Âşûra günü oruç tutun ve o günde yahûdilere aykırı hareket edin.O günden bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun." [6]

Bu sebeple müslümanın aşağıdaki birçok faydaları elde edebilmesi için 9, 10 ve ve 11. günler olmak üzere üç gün oruç tutması gerekir:

1. Üç gün oruç tutmakla kendisine tam bir aylık oruç sevabı yazılır. Çünkü her iyilik, on katıyla mükafatlandırılır.

Nitekim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- her aydan üç gün oruç tutar ve ashâbına da tutmalarını emrederdi.

2. Bu aydaki oruç, Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruçtur.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır:

{أَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ رَمَضَانَ شَهْرُ اللَّهِ الْمُحَرَّمُ، وَأَفْضَلُ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ صَلاَةُ اللَّيْلِ } [ روا مسلم ]

"Ramazan ayından sonra en fazîletli oruç, Allah'ın Muharrem ayı orucudur.Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz ise, gece namazıdır."[7]

3. Muharrem ayının 10. günü ile birlikte 9. ve 11. günlerini tutmakla yahûdilere aykırı hareket edilmiş olur.

4. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- örnek alınmış olur.

Nitekim Abdullah b. Abbastan-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunan hadiste, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu gün oruç tutmuş ve ashâbına da o günde tutmalarını emretmiştir. [8]

5. Bu oruç, büyük günahlardan kaçınmak şartıyla bir yıl boyunca işlenen küçük günahlara keffâret olur.

Haddi zâtında orucun sevap ve mükâfatı, sınırsızdır.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır:

{ كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ لَهُ، الْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِ مِائَةِ ضِعْفٍ. قَالَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ: إِلاَّ الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ } [ متفق عليه ]

"Adem oğlunun her ameli için kendisine kat kat sevap verilir. Her iyilik, on katından yedi yüz katına kadar mükafatlandırır.Allah Teâlâ buyurdu ki: Oruç bunun dışındadır. Zirâ oruç benim içindir ve onun mükafatını da ben veririm." [9]

Bu da orucun sabırdan olmasından dolayıdır.,
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

"(Âhirette) sadece sabredenlere, mükâfatları (tarafımızdan) hesapsız olarak verilecektir."[10]

Kışın tutulan oruç; gündüzü kısa ve soğuk ve sevabı yorulmadan kolayca elde edilen ganimettir.Aynı şekilde yazın tutulan oruç, amellerin en fazîletlisidir.

[1]Müslim
[2] Müslim
[3] Buhârî ve Müslim
[4] Müslim
[5] Ahmed
[6] Ahmed ve İbn-i Huzeyme rivâyet etmiştir.Hadisin senedinde İbn-i Ebî Leylâ vardır ki bu şahsın ezberi zayıftır.Ayrıca hadisi Abdurrezzak da rivâyet etmiştir.Beyhakî da İbn-i Abbas'tan mevkûf olarak şu lafızla rivâyet etmiştir:"Dokuz ve onuncu günleri oruç tutun ve yahûdilere aykırı hareket edin." Hadisin senedi sahîhtir. Abdulkâdir el-Arnaût'un tahkik ettiği İbn-i Kayyim'in 'Zâdu'l-Meâd' adlı eserine (c:2, s: 69) bakınız.
[7] Müslim
[8] Buhârî ve Müslim
[9] Buhârî ve Müslim
[10]Zümer Sûresi: 10

Ebu Muaz - darussunne

18 Aralık 2009 Cuma

Muharrem Ayı Orucu (Aşure)


Yeni Bir Yıla Girerken Nefis Muhasebesi - Şeyh Üsame el-Khayyât

Mekke, 29.12.1424 Hicri – 20.02.2004 Miladi


Allah'ın kulları!.. Allah'tan hakkıyla korkun! Allah'ı birleyerek (tevhid ile) ve zikrederek, şükrederek, güzelce ibadet ederek ve hükmüne boyun eğerek O'na giden bir yol arayın. Dünya hayatı, süsüyle ve eğlencesiyle sakın sizi aldatmasın!.. (Sakın (şeytan) sizi, Allah'ın affına güvendirerek kandırmasın!) (31/Lokman/33)

Ey Müslümanlar!.. Veda anında durup düşünmek endişeleri harekete geçirir ve insanları heyecanlandırır. Çünkü o, göç ile birliktedir ve bitişi haber vermektedir.

Ey Allah'ın kulları!.. Zamandan tam bir yıl daha geçti. O yılda durumlar değişti, ömürler tükendi. Ümmetin başına, akıl sahiplerinin uykularını kaçıran, yüreklerini sarsan ve kalplerine kan ağlatan felaketler geldi. Günlerin ve gecelerin gidişi oyun ve eğlenceye dalmış gafiller için bir günün gidip diğer bir günün gelmesinden başka bir şey değilse de, bu olay basiret sahipleri için ders almaya sevkeden canlı bir etkendir. Sürekli yenilenen bir ibret ve öğüt kaynağıdır. Hasan el-Basri rahimehullah tarafından rivayet edilen Ebu'd Derdâ radıyallahu anh'ın şu sözü, bunu en güzel şekilde açıklamakta ve tasvir etmektedir: "Ey Ademoğlu! Sen yalnızca bir kaç günden oluşmaktasın. Bu nedenle bir gün gidince, senin de bir kısmın gitmiş olur."
Selef alimlerinden bazılarının şu sözleri de bu gerçeği tasvir etmektedir: "Günü ayını yıkan, ayı yılını yıkan, yılı ömrünü yıkan bir kimse nasıl olur da yılların geçmesine sevinir? Ömrü kendisini eceline ve hayatı onu ölümüne sürükleyen bir kimse nasıl olur da sevinir?" Ve yine şöyle derler: "Kimin bineği geceler ise, uyanıp kendine gelmediği takdirde bir kısmı gider."

Bu nedenle onlar, bir yıla veda ederken, ticaretinden şüphe edep bir tacirin hesaplarını gözden geçirmesi gibi nefis muhasebesi yapar ve kendilerini gözden geçirirlerdi. Ticaretinden şüphe eden tacirin kendisine nasıl belli bir zaman ayırdığını ve o zaman içinde kârına ve zararına baktığını, kâr ve zarar sebeplerini araştırdığını, doğru ve yanlışlar üzerinde düşündüğünü görmez misiniz?

Şüphesiz şuurlu Müslümanın da böyle bir muhasebe yapması, şerefli amacında, seçkin gayesinde ve yüce hedefinde ilerlemesi için doğru bir yoldur. Çünkü bu; ticareti başarısız ve çarşısı kesat olmayan, amel hazinelerinden kârı tükenmeyen gerçek kazançların korunmasıdır. Allah'ın kendisine yüce bir mekan ve şerefli bir makam verdiği ve diğer amellere üstün kıldığı kalıcı salih amellerin muhafaza edilmesidir. Allah Subhânehu şöyle buyurur: (Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ölümsüz olan salih ameller ise Rabbinin katında hem sevap bakımından daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha layıktır.) (18/el-Kehf/46)
İşte bu nedenle; bu gözden geçirmeye ilgi ve bu nefis muhasebesine gayret, akıl sahibi insanların alışkanlığıydı. Uyanık insanların adeti ve olgun insanların üslubuydu. Hayatın oyun ve eğlencesi, süsü ve ziyneti onları bundan alıkoymazdı. Sonuçta onlar; hayatın aşamalarını, istediğini ve ümit ettiğini elde etmede, gayesine ulaşmada ve hatalardan kurtulmada büyük oranda başarılı olarak katederlerdi.

Gözden geçirmenin ve nefis muhasebesinin daha iyiye ve daha mükemmele gidiş ile sağlam bir bağı vardır. Çünkü gözden geçirme ve nefis muhasebesi, kişiye eksik yönlerini ve hastalıklı mekanları gösterir. Kişi de kararlılığında ve niyetinde samimi olursa, doğru yolu algılar ve ameliyle de bunu doğrularsa , kesintisiz bir medetle Allah'ın yardımı gelir ve Allah ona güzel bir son ve değerli bir mükafat bağışlar. (Bizim yolumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz.) (29/el-Ankebût/69)

Ey Allah'ın kulları!.. Gözden geçirme ve muhasebe yapmaya ihtiyaç, yalnızca fertlerle ve belirli bir grupla sınırlı değildir. Bilakis İslam Ümmeti'nin tümü ona muhtaçtır. Geçen bir yıla veda ederken ve yeni bir yılı karşılarken ondan müstağni olamaz.
Fakat ümmetin hali üzerinde yapılacak gözden geçirme ve muhasebenin boyutları daha geniş, çerçevesi daha kapsamlı ve yararı daha büyük olmalıdır. Çünkü bu gözden geçirme, olaylara kapsamlı bir bakış, felaketler üzerine şuurlu bir düşünüş, alınması gereken en ince dersleri ve ibretleri idrak olmalıdır. Ondan sonra da İslam Ümmeti; hızlı bir şekilde gidişatı düzeltmeye, vahyin nuruyla aydınlanan ve Kur'an ve Sünnet metodu üzerine kurulu olan İslami hayata giden yolun önündeki engelleri kaldırmaya çalışmalıdır. Allah Subhânehu ne doğru buyurur: (Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir. Cehennem ehli ile cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erişenlerdir.) (59/el-Haşr/18-20)
Ey Allah'ın kulları!.. Başlangıcında da, sonunda da çeşitli ibadetlerle ve tâatlarla Yüce Rabbimize yaklaşmak, başarıya ulaşmanın en büyük sebebidir ve amellerin kabul edilmesinin en büyük kapısıdır. Geçen yılın sonu hacc ve umre ve hacca yapmayanlar için arefe günü orucu ise, yeni yılda da yine doğruya yöneltilen ve başarılı kılınan kimse için ibadet fırsatları vardır. Bunların en belirgini Muharrem ayı orucudur. Çünkü Muharrem ayı orucu, Ramazan orucundan sonra en faziletli oruçtur. Müslim'in Sahihi'nde, Ebu Hureyre radıyallahu anh kanalıyla rivayet bir hadiste, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Ramazan’dan sonra orucun en faziletlisi Allah’ın Muharrem olarak adlandırdığınız ayındaki (oruçtur). Farzdan sonra namazın en faziletlisi gece namazıdır.”

Muharrem ayının Aşure gününü içermesi fazilet olarak ona yeter. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Aşure günü orucu hakkında şöyle buyurur: “(Aşure orucunun) önceki yılın günahlarına keffâret olacağını Allah’tan umarım.” Bu hadisi İmam Müslim, Sahihi'nde rivayet eder.

Sünnet olan, Sahih-i Müslim'de ve diğer bazı hadis kitaplarında sabit olduğu gibi, Aşure gününün (Muharrem'in onuncu gününün) bir gün öncesinde veya bir gün sonrasında da oruç tutmaktır.

Ey Allah'ın kulları!.. Bu hayırdan nasibinizi alın. Bu hayrın devam etmesi için ve onun kapılarından girmek için çalışın ki kazananlardan olun.
Allah'ın kulları!.. Allah'tan hakkıyla korkun! Allah Teâlâ'nın insanların en hayırlısına salât ve selamda bulunmayı sizlere emrettiğini ve sözlerin en doğrusu ve en güzelinde şöyle buyurduğunu asla unutmayın: (Muhakkak ki Allah ve melekleri 7
peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin.) (33/el-Ahzâb/56)

13 Aralık 2009 Pazar

İsim ve Sıfat Tevhidi Ders Video



Ehli sünnete göre Allah te'ala'nın isim ve sıfatlarına nasıl iman etmeliyiz ? Allah te'ala'nın el, yüz, göz, gelme, inme, istiva gibi sıfatlarını sahabe, tabiin ve onlara tabi onlanlar nasıl anlamışlardı ? Ebu Zerka Hoca isim ve sıfat konusundaki en önemli dokuz kaideyi bu videolarda bizlere anlatıyor.

Mp3 Olarak İndirin


Video Download Linkleri

Video 1 İndir


Video 2 İndir


Video 3 İndir


Video 4 İndir


 

VİDEO 1



VİDEO 2



VİDEO 3



VİDEO 4

11 Aralık 2009 Cuma

Yılbaşı Kutlaması


Bismillahirrahmanirrahim

KURAN VE SÜNNET IŞIĞINDA YILBAŞI KUTLAMASI

Hamd, dinini tüm dinlere üstün olması için gönderen ve beşeri dinleri ve anlayışları kaldırarak onların yerine kuran ve sünneti hâkim kılmayı emreden, alemlerin Rabbine, salat ve selam Rasulullah’a, ashabına, onların menhecinde kıyamete kadar gidecek olan muvahhid ve sünnet ehlinin üzerine olsun.

*İslam ümmeti, Hıristiyanların ve Yahudilerin yollarına uymamak, onlara karşı düşmanlıklarını ilan etmek, onların bayramlarını ve kutlamalarını reddetmekle emrolunmuştur. Allah ve Resulü bu hususu beyan etmiştir.

1.Delil : “ (Ey Muhammed !) Sana da o kitap’ı (Kuran’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. “ [1]

2.Delil : “ Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.” [2]

3.Delil : “ Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardımda edilmez.” [3]

*Şu iyi bilinmeli ki, İslam ümmeti Yahudilerin ve hristiyanların dinine, batıl yaşantılarına, küfür ideolojilerine, haram adetlerine, haksız yere kan dökmelerine, islam coğrafyasını işgal etmelerine razı olmadan asla müslümanlardan razı olmazlar. Allah ve Resulü bu hususu beyan etmiştir.

1.Delil : “ Sen dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ne de hristiyanlar asla senden razı olmazlar.” [4]

2.Delil : “ Ey iman edeler ! Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dostlar edinirse şüphesiz ki o da onlardandır.” [5]

3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “ Kim bir topluma benzemek isterse o da onlardandır.” [6]

4.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “ Fulanın oğulları (yani kafirler ) benim dostlarım değillerdir.” [7]

5.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “ Bizim yolumuz müşriklerin yoluna aykırıdır.” [8]

*Müslümanlar, kendi dinlerine, hak olan tevhid ve sünnet yoluna, islamın emir ve yasaklarına uyma konusunda emrolunmuşlardır. Müslümanlar, kafirlerin dinlerine, bilgilerine, yaşam modellerine, Avrupalıların sözde insani denilen kanun ve nizamlarına karşı olmak zorundadırlar. Bizim onların dinine ihtiyacımız yoktur. Allah ve Resulü bu hususu beyan etmiştir.

1.Delil : “Sonra seni din konusunda bir şeriat sahibi yaptık. Sen ona uy. Bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.” [9]

2.Delil : “ Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun. ” [10]

3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “ Bizden başkasına benzeyen bizden değildir. Yahudilere ve hristiyanlara benzemeyin.” [11]

4.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “ Kim bizden başkasının sünnetiyle amel ederse bizden değildir.” [12]

*Müslümanlar, kafirlerin dininden daha üstün bir dinle müjdelenmişlerdir. Kafirlerin ve müşriklerin dinleri kesinlikle zelildir. Onların itikadleri ve amelleri batıldır, müslüman onların batıl dinlerinden, fahşa ve fücur amellerinden izzet beklemez. Allah ve Resulü bu hususu beyan etmiştir.

1.Delil : (İman edenler ) Onların yanında (dinlerinden-nizamlarından-bayramlarından) izzet ve şeref mi arıyorlar ? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir.” [13]

2.Delil : “Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.[14]



*Müslümanlar, kâfirlerin kutladıkları yılbaşıyı, özel bayramları, onların tayin ettiği günleri ( sevgililer, anneler, babalar,) kutlama hakkına sahip değillerdir. Kim bunları kutlarsa, imanını tehlikeye sokar. Allah’ın, Resulünün ve Müminlerin yolundan sapmış olur. Bu hususta şu delilleri okuyalım.

1.Delil : Ömer İbn Hattab (r.a.) şöyle demektedir : “ Allah’ın düşmanlarının bayramlarına katılmayın.” [15]

2.Delil : Abdullah bin Amr bin el-As der ki :“ Kim yabancıların ülkelerine bina yaparsa, onların nevruzlarına ve şenliklerine katılırsa ve ölünceye kadar onlara benzerse, kıyamet günü de onlarla beraber haşr olunur.” [16]

3.Delil : Abdullah ibn Mesud der ki; “ Kalpler birbirine benzemeden dış görünüşler birbirine benzemez.” [17]

4.Delil : Şeyhu’l İslam İmam İbn Teymiyye der ki : “ Müslümanların kafirlerin bayramlarına ait olan şeylerden herhangi birinde onlara ne yemek, ne giyim, ne yıkanma, ne ateş yakma, ne günlük bir adeti veya ibadeti iptal etme yönünden benzemeleri helal değildir. Bu maksatla ziyafet vermek, hediyeleşmek ve bunları temin edecek alış-verişler yapmak, çocuklar ve benzerlerinin bayram eğlenceleri düzenlemelerine imkan vermek helal değildir.” [18]

*Müslümanların, kafirlerin giydiği kıyafetleri giyerek Noel baba kılığında takma sakallar uzatarak gezinmeleri, Noel baba olarak hediye paketler dağıtmaları, mutlu yıllar demeleri, çam ağaçlarını ışıklarla ve süslü şeylerle süslemeleri, tatlılar ve yemekler yaparak o güne hazırlık yapmaları, o güne has misafir çağırmaları ittifakla haramdır. Bunu yapan kafirlere benzemiş olur. Bu fiil Allah korusun küfre düşürür.

1.Delil : Allah ayetinde “ Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resulüdür, iman edenlerdir.” [19]

2.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “ Kim bir amel işlerde o amelde bizim emrimizin dışında olursa o amel kabul edilmez.” [20]

3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : En güzel söz Allah’ın kitabıdır. En güzel yol Muhammed’in yoludur. “ [21]

4.Delil : İbn Kayyim (r.a.) : “ Kafirleri onların kendi sembolleriyle tebrik etmek ittifakla haramdır.” [22]

5.Delil : Hanifi Molla Aliyu’l Kari der ki; “ Nevruz günü Mecusilere yumurta hediye etmek küfürdür.”[23]

6.Delil : İbn Useymin (r.a.) kendisine sorulan yılbaşı kutlamaları hakkında ki soruya şöyle cevap verir :“ Noel bayramı veya onların başka dini bayramları münasebetiyle kafirleri tebrik etmek ittifakla haramdır.

*Son olarak, yukarıda verilen deliller ışığında bilerek ve benimseyerek kafirlerin yılbaşı gününe iştirak etmek, kutlamak, o güne özel hazırlıklar etmek küfürdür. Müslümanları, alimleri, davetçileri, hocaları, ihlaslı samimi tüm islamı sevenleri, tüm kardeşlerimizi, yılbaşı kutlamalarına karşı olmalarını, bugünün haramlığını, kafirlere benzemenin küfre götüren amel olduğunu duyurmalarını ve bu davette azimle, güzel ahlakla ve şerefle ve dik bir başla çalışmalarını temenni ediyoruz. Kim Allah’ın dinine ve müslümanların sahih akidelerine ve sahih sünnet menhecine hizmet ederse, Allah da o müslümanların yardımcısıdır. Allah hayra ve marufa davet edenlerin safındadır. Allah, kafirlerin ve dostlarının safında değildir. İslam azizdir, daveti yücedir, emirleri-hükümleri mukaddestir, din olarak en yüce makbul bir dindir. Rasulullah şerefli önderdir, müslümanların amelde rehberidir, onun yolu menhecimizdir, onun dini dinimizdir, onun ameli amelimizdir, onun helal kıldığı helaldir, onun haram kıldığı haramdır, onun hak gördüğü haktır, onun batıl gördüğü batıldır, onun sünneti sünnetimizdir, onun bidat gördükleri ise bidat gördüklerimizdir. Allah’ım sana ibadet eder, senden yardım dileriz, sana dayandık. Allah’ım bizi kafirlere meylettirme, bizi onların ateşine düşürme, şirk yollarını sevdirme, bidatlerini güzel gösterme.



Subhanekellahumme ve bi hamdık, Eşhedu en la ilahe illa ente, estegfiruke ve Etubu İleyk.





[1] Maide-48

[2] Bakara-120

[3] Hud-113

[4] Bakara-120

[5] Maide-51

[6] Ebu Davud-Ahmed bin Hanbel sahihtir.

[7] Buhari-Müslim

[8] Buhari

[9] Casiye-18

[10] Bakara-145

[11]Sahihu’l Cami 5434

[12]Sahihu’l Cami 5439

[13]Nisa-138-139

[14]Münafık-8

[15]Beyhaki Sunenu Kubra-

[16]Beyhaki Sunenu Kubra-

[17]İbn Ebi Şeybe-el-Musannaf

[18] İbn Teymiyye-Mecmua Fetava

[19] Maide-55

[20]Buhari-Müslim

[21]Müslim

[22]İbn kayyım-Ahkamu’z Zimme

[23]Fıkhu’l Ekber-51

Ubeydullah Arslan İslamabad Uluslararası İslam Üniversitesi Mezunu.

3 Aralık 2009 Perşembe

Evliya kabirlerini ziyaret için seyehat


SORU: Peygamberimiz Muhammed –sallallah u aleyhi ve selem- ve başkası gibi peygamberler ve Salihlerin kabirlerine sefer niyetiyle gitmek caiz midir? Bu ziyaret şer'i midir, değil midir?



CEVAP: Peygamberlerin, salihlerin ve başkalarının kabirlerine ziyaret amacıyla sefer düzenlemek caiz değildir. Aksine bu, bidattir. Aslolan Peygamber –sallallah u aleyhi ve selem-‘in şu hadisinde buyurduğu gibidir:


 “Şu üç mescidden başka bir yere sefer düzenlenmez: Mescidul-Haram, benim bu mescidim ve Mescidi Aksa.”

 Rasulullah –sallallah u aleyhi ve selem- şöyle buyurur:


“Kim bir amel işler, bizim de o işte bir emrimiz yoksa, o amel reddolunu (kabul edilmez)” (Buhari, Muslim)



Sefer düzenlemeksizin yapılan kabir ziyareti ise sünnettir. Rasulullah –sallallah u aleyhi ve selem- şöyle buyurur:


“Kabirleri ziyaret ediniz. Muhakkak ki kabirler sizlere âhireti hatırlatır.” Muslim sahihinde rivayet etmiştir.

Alimler Heyeti. www.islamqa.com http://musluman.biz/php/index.php?topic=8266.0

2 Aralık 2009 Çarşamba

Doğum Günü, Evlilik Yıldönümü Kutlamaları


Soru: Doğum günü ve evlilik günü kutlamalarının hükmü nedir ?







Cevap: İslâm' da haftalık bayram olan Cuma günü, Ramazan Bayramı olan Şevval' ın ilk günü ve Kurban Bayramı olan Zilhicce ayının onuncu gününden başka kutlanacak bayram yoktur. Arafat' ta bulunan hacılar için arefe günü ve kurban bayramına bağlı olarak teşrik günleri de bayram günleridir.



Bir kimsenin ve çocuklarının doğum günleri veya evlilik yıldnümleri münasebetiyle yapılan kutlamalara gelince bunların tamamı gayrimeşrudur ve mubahlıktan çok bid'atliğe daha yakındır.
 
Orjinali İçin ; Muhammed b. Salih el-'Useymin - Fetâvâ Erkâni'l-İslâm (Sorulu Cevaplı İslam'ın Rukünleri Guraba Yay.2009 - S. 150)

1 Aralık 2009 Salı

Türbecilerin Mescid-i Nebevi İtirazları


Soru: Rasûlullah sallallahu 'aleyhi vesellem 'in Mescid-i Nebevi'de metfun (defnedilmiş) olduğunu gerekçe göstererek kabirlere ibâdet edenlere ne cevap veririz ?

Cevap: Buna çeşitli şekillerde cevap verebiliriz:

Birincisi: Mescid-i Nebevi başlangıçta kabrin üzerine yapılmadı. Çünkü Rasûlullah sallallahu 'aleyhi vesellem hayatta iken yapıldı.

İkincisi: Rasûlullah sallallahu 'aleyhi vesellem mescidin içine defnedilmedi ki bu, salih insanlar mescidin içine defnedilmesinin gerekçesi olsun. Bilakis Rasûlullah sallallahu 'aleyhi vesellem evinin içine defnedildi.

Üçüncüsü: Rasûlullah sallallahu 'aleyhi vesellem 'in evlerinin -ki Aişe radiyallahu anha'nın evi de bunlardan biridir- mescide dâhil edilmesi sahâbilerin ittifakıyla olmamıştır. Çünkü onların büyük bir kısmı bu esnada hayatta değildi. Bu olay yaklaşık olarak hicri doksan dört yılında gerçekleşti. Bu, sahâbenin caiz gördüğü şeylerden değildi. Hatta bazıları bu konuda muhalefet etmişlerdi. Muhalefet edenlerden biri de Sa'id b. Museyyeb'dir.

Dördüncüsü: Kabir mescide dâhil edilinceye kadar mescidin içinde değildi. Mescidden bağımsız bir odanın içindeydi. Mescid onun üzerine yapılmış değildi. Bu sebeple bu mekân korunmuş ve üç duvarla çevrilmiştir. Duvarlar kıbleden farklı köşelere yerleştirilmiştir, yani üçgendir. Kuzey köşedeki direğe doğru namaz kılan kimse kıbleye yönelmemiş, kıbleden sapmış olur. Böylece kabir ehlinin hüccet olarak öne sürdükleri şüpheler iptal edilmiş olur.

Orjinali İçin ; Muhammed b. Salih el-'Useymin - Fetâvâ Erkâni'l-İslâm (Sorulu Cevaplı İslam'ın Rukünleri Guraba Yay.2009 - S. 141)

Kabirler Üzerine Bina Yapmak


Soru : Kabirlerin üzerine bina yapmanın hükmü nedir ?

Cevap :  Kabirlerin üzerine bina yapmak haramdır. Rasûlullah sallallahu 'aleyhi vesellem bunu yasaklamıştır. Çünkü bunda kabir ehline ta'zim vardır, sonunda bu kabirlere ibadet edilmesine ve Allah te'ala ile birlikte bunların da ilah edinilmesine vesile olur. Nitekim kabirlerin üzerine yapılan binaların pek çoğundaki durum budur. İnsanlar bu kabirlerde yatanları Allah te'ala'ya ortak koşar hale gelmişler ve Allah te'ala ile beraber onlara da dua etmeye başlamışlardır. (Yetiş ya pirim, medet ya şeyh, bana çocuk ver, şu müşkülümü hallet gibi.. islamdersleri notu) . Kabir sahiplerine dua etmek ve sıkıntıların giderilmesi için onlardan medet beklemek büyük şirktir ve İslâm'dan çıkmaktır. Yardım Allah te'aladan istenir.
Orjinali İçin ; Muhammed b. Salih el-'Useymin - Fetâvâ Erkâni'l-İslâm (Sorulu Cevaplı İslam'ın Rukünleri Guraba Yay.2009 - S. 142)