24 Ocak 2012 Salı

"Selefiler ve Tasavvufçuların Görüşleri" Kitabının Münakaşası


Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdulillâli Rabbil 'âlemîn
Ve sallallâhu 'alâ Rasûlinâ Muhammed


Ali Hoşafçı isminde birisi, Selefîler ve Tasavvufçuların Görüşleri
diye isimlendirdiği bir kitap hazırlamış. İlim ehli kisvesine bürünerek,
örümcek ağından daha zayıf şüphelerle, Allah’ın hakkı olan ibadetin, O’ndan
başkasına da yapılmasına, ölülerden medet ve yardım istenmesine davet
etmekte, dahası tevhidle ve ehliyle alenen muharebe etmektedir.

Kaleme almaya kalkıştığı konuyla ilgili derin cehaleti bir yana, bunu
yaparken yalan, iftira, telbis ve çeşitli hilelere başvurmada bile bir beis
görmemektedir.

Yazdığı takrizde, kitabı “büyük ölçüde okuduğunu ve faydalı
bulduğunu” ifade eden Hüseyin Avni de, işaret ettiğimiz ve ayrıntılı olarak
ispat edeceğimiz, cehalet, yalan, iftira ve telbis töhmetinden, “büyük ölçüde”
pay sahibidir.


Hoşafçı’nın müteahhir olması göz önünde bulundurulduğunda,
kendisinden önce yazılanlara vakıf olması, onlara verilen cevaplardan
haberdar olması, evvelkilerin hatalarına düşmemiş olması gerekirdi. Böyle
öngörülecek olursa, bu kitapta zikredilenlerin, onlar tarafından en çok
güvenilen en kesin deliller(!) olduğu kanaati daha da güçlenmektedir.
Dolayısıyla Hoşafçı’nın özenle seçtiği delillerine(!) verilecek şedit
cevaplar, heva sahipleri için olmasa da, kafası karışmış insaf sahipleri için
cidden önem arz etmektedir.

Biz bu çalışmamızda, kitabın esas meseleleri olarak gördüğümüz
tevessül, istiğase ve teberrük konularını ele aldık.
Tevhid ve şirk
meseleleriyle doğrudan alakalı olan rabıta’yı ise, çalışmanın hacmini göz
önünde bulundurarak başka bir zamana ertelemeyi daha münasip gördük.
Zira Hoşafçı, rabıtayla ilgili olarak, “zayıf da olsa” deliller zikretmek
yerine, rabıtayla yakından uzaktan ilgisi olmayan delillerle, bid’at-ı hasene’yi
ispata yönelik nakiller aktarmaktadır.


Çalışmamızda, ilim ehlinin konuyla alakalı eserlerinden çokça istifade
ettik. Onlardan yaptığımız iktibasları, galiben, masdar ve sahiplerine işaret
etmeden, kendi cümlelerimiz arasında serdettik.

Çalışmaya, faydalı olacağını düşünerek şirk, tevhid, sünnet ve bid’at
ile ilgili muhtasar üç mukaddime ilave ettik.

Kendisinden başka ibadet edilmeye layık hak ma’bud olmayan
Rabbimden, bu çalışmamı, kerim olan yüzü için ihlasla yapılmış salih
amellerim arasına katmasını, cühdümü ve cihadımı mübarek kılmasını,
şirkten ve şirk ehlinden beraatimi kabul buyurmasını niyaz ederim.
Taksir bizden, tevfik ise Rabbimizdendir.

Emrah Orhan KURUGÖLLÜ
04/12/1431 h.
Medine





23 Ocak 2012 Pazartesi

Kitap Tavsiyelerimiz


Bismillâhirrahmânirrahîm
ElhamdulillâhiRabbil'âlemîn
Ve's-Salâtu ve's-Selâmu 'alâ Rasûlunâ Muhammed


Şirk Nedir ? Müşrik Kimdir ?




Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve nûru var eden Allah’a aittir. Bununla birlikte kâfirler başkalarını Allah’a denk tutuyorlar.[6/En‘âm, 1]
Allah’ın elçisi, peygamberlerin sonuncusu, ibâdet ehlinin önderi, Abdullah oğlu Muhammed’e, tertemiz âilesine ve ashâbına salât ve selâm olsun.
Bu kitapçığın ismi, “Şirk Nedir? Müşrik Kimdir?” yerine, şu isimlerden biri de olabilirdi: “Lâ ilâhe illallah’ın Hakikati”, “Peygamberler Neden Gönderildi?”, “Onlara Neden Müşrik İsmi Verildi?”, “Peygamberimiz ile Kavmi Arasındaki Çekişmenin Sebebi”, “Rasûlullah Onlarla Neden Savaştı?”, “İslâm Nedir?” Bu sıraladığımız şeylerin cevapları birbiriyle öylesine iç içedir ki, birine verdiğiniz cevap diğerlerinin de cevabını içerir. Hepsine ayrı ayrı cevap vermeye kalkışırsanız, verilen cevaplar pek çok nokta i’tibâriyle birbirinin aynı gibi olacaktır. Bu küçük kitapçığın, yukarıda sıraladığımız ve hayatî önem taşıyan meselelerin tümüne, nisbî bazı cevaplar içerdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kitabın Özelliği ve İçeriği
Metin: Şirk Nedir? Müşrik Kimdir?
Çeviri: Hüseyin Cinisli
Şerh: Hüseyin Cinisli
Kaç Sayfa : 174

Gençler için Ehli Sünnet Akidesi 


Bu eser, ezberlenebilmesi için sade bir ders kitabı olarak yazılmıştır. Ne çok uzundur ne de çok kısa. Açık ve sade bir üsluba sahiptir. Ayrıca ifadeleri anlaşılır olup konuları da belli bir düzene göre sıralanmıştır. Yazar, Allâme İbn Useymin’in en önde gelen talebelerinden biri olup bu konuda saygın bir yeri vardır.


Nevâkidu'l-İslâm Metni ve Şerhi (Kişiyi Dinden Çıkaran İnanç Söz ve Ameller)

Nevakidul islam metni ve şerhi, Kişiyi dinden çıkaran inanç söz ve ameller

Nevâkidu'l-İslâm isimli bu risale, Müceddid İmâm Muhammed b. Abdilvehhâb'a aittir. O, on ikinci hicrî asırda Selefi Davetin İmâmı'dır. İslâm'ın alâmeti hâline gelmiş bayraktar imamlardan biridir. Onu dost da tanır düşman da. mü'min de tanır kâfir de; çünkü o, gerçekten azîm bir işi -ki bu tevhîde ve sünnete davettir gerçekleştirmiştir.

Nevâkidu'l-İslâm isimli bu risale, küçük bir risaledir. Şeyh bu risalede, İslâm'dan çıkaran şeylerden on tanesini söz konusu etmiş ve onu "İslâm'ı Bozan Şeyler" anlamında. Nevâkidu'l-islâm ismiyle isimlendirmiştir.

İslâm'ı Bozan Şeyler: Müslümanlıktan sonra küfrü/kâfir olmayı gerektiren şeylerdir. Kulun islâmını bozar ve onu mürtede dönüştürürler İlim ehli yanında fıkhın bölümlerinden biri de adı. Mürtedin Hükmü olan bölümdür.

Şeyh'İn bu risaledeki ifâdeleri, oldukça güzel ve özenlidir. Risalesini "Nevâkidu'l-İslâm/İslâm'ı Bozan Şeyler" olarak isimlendirmiştir. Bu da fıkıh kitaplarındaki "Nevâkidu'l-Vudu/Abdesti Bozan Şeyler yani temizlik hâlini yok eden şeyler bölümüne benzemektedir, islâm da bir yönden, kul ile rabbi arasındaki akit olması i'tibâriyle temizlik gibidir. İnsan şehâdet kelimelerini söylediğinde, O'nu tevhîd edeceğine. O'na ibâdet edeceğine. Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'e tâbi' olacağına dâir rabbi ile akitleşmiştir.
Bu da akitlerin en
büyüğüdür. İşte dînden çıkaran sebebler de tıpkı abdesti bozan şeylerin tehâret hâlini bozması gibi bu akdi bozmaktadırlar. Sözü edilecek nevâkid. hakîki ve" ma'nevî temizliği içeren İslâm'ı yok etmektedir. Tevhîd ve îmân temizliktir.
Kitabın Özelliği ve İçeriği
Metin: Şeyhulislam Müceddid İmam Muhammed b. Abdilvehhab en-Necdi
Çeviri: Hüseyin Cinisli
Şerh: Salih b. fevzan el-fevzan
Abdurrahman el-Berrak
Abdulaziz er-Racihi
Kaç Sayfa : 174

Ebû Hanîfe' nin İtikad Esasları


Ayet ve hadislere göre Allah ve Rasûlünün emirlerine uymak farzdır.  Allah Rasûlünün sünnetine sarılıp amel ettiğimiz gibi Raşid halifelere uymak da vaciptir.
Allah Rasûlünün üç asrı tezkiye ettiğini görüyoruz. Bu asırlar; sahabileri, tabiîni, dört mezheb imamını, hatta Sünen sahiplerini (Buharî, Müslim, Ebû Davûd, Tirmizî, Nesaî, İbn Mace ve diğerleri ) bağrından çıkarmış asırlardır.

Bu sebeple bütün işlerde, özellikle akideye ilişkin meselelerde o güzide şahsiyetlerin hak yoluna tâbi olmak vaciptir. Çünkü onlar derece derece saadet asrına yakın olan şahsiyetlerdir ve ilk kaynaktan beslenmişlerdir. Bunlar dururken Nübüvvet pınarını terk edilip de aklını naklin önüne alan mantıkçı, felsefeci ve kelamcıların peşinden gitmek nasıl caiz olabilir? Bütün bu gruplar, dini yozlaştırmış ve içinden çıkılmaz bir hale getirmişlerdir.

Elinizdeki bu kitap ise Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in övdüğü bu çağda yaşayan, dört mezheb imamından Müslümanların en çok rağbet ettiği İmam Ebû Hanîfe’nin itikat esaslarını konu edinmektedir. Kur’an ve Sünnet’i temel esas olarak kabul eden, karşılaştığı herhangi bir konuyla ilgili olarak Kur’an ve Sünnet’ten bir delil bulduğunda onu kabul eden, bulamazsa selef-i salihînin görüşlerine itibar eden ve fıkıhta kendisine uyduğumuz bu müstesna şahsiyete itikatta da uymamız elbette çok daha evladır.

Kalbin Islâhı - Ebu Ervâ Hoca


Bismillâh, elhamdulillâh, ve's-Salâtu ve's-Selâmu 'alâ Rasûlillâh

Sâlih amellerimizi artırabilmemiz, Allâh-u te'âlâ' nın rızasını kazanabilmemiz için faydalı bir video ders. Ebu Ervâ Hocamızın güzel anlatımıyla 40 dakikalık bir video.


Videoyu Bilgisayarınıza İndirin

İndirmeden İzlemek İçin Tıklayın

İlyâs Bulut Hoca Kitâbu't-Tevhid Dersleri


Bismillâh, elhamdulillâh, ve's-Salâtu ve's-Selâmu 'alâ Rasûlillâh

İman, küfür, şirk, tevhid, ibadet, istiğase, istiane, istiaze, tevekkül, havf, reca, adak, tevessül, teberrük, muska, hamayıl, tivele, türbe, kabir, riya, şefaat gibi konuların detaylıca işlendiği 50' yi aşkın dersin bulunduğu bir ilim serisi. Müslüman olarak yaşayıp, müslüman olarak can vermek isteyen kimselerin bilmesi gereken bir çok konu bu derslerde Allâh-u te'âlâ' nın izni ve lutfuyla işlenmekte. 


Derslerin Tamamını İndir (1,7 gb)


Tek Tek İndirmek İçin Tıklayın


22 Ocak 2012 Pazar

Riyâdu's-Salihîn Dersleri






Bismillâh, elhamdulillâh, ve's-Salâtu ve's-Selâmu 'alâ Rasûlillâh

İlyas BULUT Hocamızın İmam Nevevî rahimehullâhın Riyadu's-Salihîn kitabının dersleri devam etmekte. 50 dersi aşan bu büyük eserin açıklamalı anlatım derslerini aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz. İnşâAllâh Yeni dersler eklenecektir.

Tüm dersleri bilgisayarınıza indirmek için tıklayın. (Yaklaşık 3 GB Yeni dersler Yapıldıkça Ekleniyor)


İnşâAllâh Yeni Eklenen Dersleri de Bu Linkten Edinebilirsiniz





13 Aralık 2011 Salı

Maxalt migren ilacına DİKKAT!!!



Maxalt isimli Migren ağrı kesici ilacındaki "Jelatin" isimli madde domuzdan elde edilmektir. Bizzat firmada bulunan bir doktor tarafından bu bilgi verilmiştir. Tüm müslüman kardeşlerimizi uyarıyoruz.

4 Ekim 2011 Salı

Bu Müjdeleri Kaçırmayın !!


ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜ VE O GÜNLERDE
YAPILAN AMELLERİN FAZİLETİ

Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır. Salât ve selâm, peygamberlerin sonuncusu Rasûlullah’ın, ailesinin, ashabının ve kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.

Onuncu günü Kurban Bayramı olan Zilhicce ayı, içerisinde hac ibadeti yapılan mübarek bir aydır. İmam Buhârî rahimehullah’ın, İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet ettiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Başka günlerde yapılan hiçbir sâlih amel bu günlerde, yani Zilhicce’nin on gününde yapılanlar kadar Allah’a sevimli değildir." Dediler ki: "Ey Allah’ın Rasûlü! Allah yolundaki cihad da mı?" Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:"Evet cihad da değildir. Ancak bir kimse malıyla, canıyla cihada çıkar da bunların hiçbirisiyle geri dönmezse o müstesna (sadece onun ameli bu günlerdeki amellerden daha faziletlidir).”

İmam Ahmed rahimehullah’ın İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Allah katında, içinde amel edilen bu on günden daha büyük ve daha sevimli başka hiçbir gün yoktur. Bu günlerde kelime-i tevhidi, tekbiri ve hamdeleyi bol bol söyleyin."

İmam İbn-i Hıbban rahimehullah da Sahih’inde Câbir radıyallahu anh vasıtasıyla Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Günlerin en faziletlisi arefe günüdür."

BU ON GÜN İÇİNDE YAPILACAK AMELLER

1. Haccı ve umreyi edâ etmek: Bu, yapılacak amellerin en faziletlisidir. Pek çok hadis-i şerif bunun faziletine delâlet eder. Bu hadislerden birinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Umre, ikinci bir umreye kadar aralarında yapılan (küçük) günahlara keffâret olur. Kabul edilmiş bir haccın ise cennetten başka mükâfatı yoktur."(Buhârî, Müslim) Bu konuda başka birçok hadis vardır.

2. Bu günlerde veya imkân bulduğu kadarında -özellikle arefe gününde- oruç tutmak: Şüphesiz oruç, amellerin en faziletlilerindendir ve Allah’ın kendisi için seçtiği bir ameldir. Nitekim kudsî bir hadiste şöyle buyrulur:

"Oruç, Benim içindir ve onun karşılığını Ben veririm. Çünkü oruç tutan, şehvetini, yemesini ve içmesini Benim için terk etmiştir." (Buhârî, Müslim)

Ebû Said el-Hudri radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini nakletmiştir:

"Bir kul, Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah buna karşılık onun yüzünü yetmiş yıl cehennemden uzak tutar." (Buhârî, Müslim)

Bu hadisteki yetmiş yıl uzaklıktan kastedilen, o kul ile cehennem arasındaki mesafedir.
Müslim’in Katâde’den yaptığı rivayette ise Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Arefe gününün orucuna gelince, Allah’tan ümidim odur ki o, sonraki bir sene ve önceki bir senenin (günahlarına) keffaret olur."

3. Bu günlerde çokça tekbir getirmek ve zikir yapmak: Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Onlar belli günlerde Allah’ı zikrederler." Âlimler tarafından bu günlerin, Zilhicce’nin on günü olduğu yorumu yapılmıştır. İmam Ahmed’den gelen İbn Ömer hadisinden dolayı âlimler bu günlerde çokça zikretmenin müstehab olduğunu söylemişlerdir. Söz konusu hadiste şöyle buyrulur: 

"Bu günlerde kelime-i tevhidi, tekbiri ve hamdeleyi bol bol söyleyin."

İmam Buhârî’nin haber verdiğine göre; İbn Ömer ve Ebû Hureyre radıyallahu anhuma bu günlerde çarşıya çıkıp yüksek sesle tekbir alırlar, işitenler de onlarla birlikte tekbir getirirlerdi. İmam İshak rahimehullah’ın rivayetine göre fakih tabiîler bu günlerde şöyle derlerdi: "Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber ve lillahil hamd." Çarşılarda, evlerde, yollarda, mescitlerde ve daha başka yerlerde yüksek sesle tekbir getirmek müstehabdır. 

Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

"Size hidayeti nasip etmesine karşılık Allah’ı tazim etmeniz için..." 

Toplu tekbir ise caiz değildir. Bu, tek bir sesle topluluğun koro halinde söylemesidir. Seleften böyle bir şey nakledilmemiştir. Sünnet olan, herkesin kendi başına tekbir getirmesidir. Bütün zikirlerde ve dualarda durum böyledir. Ancak bilmeyen bir kimseye öğreninceye kadar başkası tarafından telkin yapılabilir. Kişinin tekbir, hamdele ve tesbih çeşitlerinden kolayına geleniyle zikretmesi ve diğer meşru duaları yapması caizdir.

4. Amellerin Allah’ın rahmet ve mağfiretine sebep olması için tevbe etmek ve günahları terk etmek: Günah ve masiyetler, Allah’tan uzaklaşmanın ve huzurundan kovulmanın sebebidir. İyilikler ve itaatler ise O’na yakın olmanın ve sevgisini kazanmanın sebebidir. Ebû Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Allah Teâlâ müminler hakkında gayret ve hamiyet gösterir (iyilik ve mutluluk diler) Allah’ın gayreti, Allah’ın haram kıldığı şeyleri mü’minlerin işlememesi içindir." (Buhârî, Müslim)

5. Namaz, sadaka, cihâd, Kur’an okumak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak gibi ibadetlerin nafilelerinden olan salih amelleri bol bol yapmak: Bunlar, bu günlerde sevabı kat kat verilecek amellerdir. Çünkü bu günlerde işlenen salih amel, diğer günlerde işlenen salih amelden, (hatta amellerin en faziletlisi olan cihâddan bile) Allah’a daha sevimli, daha faziletlidir. Ancak cihada giden kimsenin atı yaralanır, kendisi de can verirse o müstesna (hadiste belirtildiği gibi sadece onun ameli bu günlerdeki amellerden daha faziletlidir.)

6. Genel olarak bayram namazına kadar her gece ve gündüz tekbir getirmek dinin tavsiye ettiği bir ibadettir. Bir de dinin koyduğu özel bir tekbir vardır ki o da cemaatle kılınan farz namazlardan sonra getirilir. Bunun vakti hacı olmayanlar için arefe günü sabah namazından itibaren, hacılar için kurban bayramının birinci günü öğlen namazından itibaren başlar ve bayramın dördüncü günü akşam namazına kadar devam eder. (Bunlara teşrik tekbirleri denir.)

7. Kurban bayramının birinci ve teşrik günlerinde kurban kesmek meşru kılınmıştır. Bu, atamız, Halilullah İbrahim aleyhisselatu vesselam’ın bir sünnetidir. Onun zamanında oğlu İsmail için Allah tarafından fidye olarak büyük bir kurbanlık gönderilmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre o, boynuzlu ve alaca renkli iki koçu kurban etmiş ve ayağını onların böğürlerine koyup tekbir getirerek ve besmele çekerek kendi eliyle kesmişti. (Buhari, Müslim)

8. İmam Müslim’in ve diğer hadis imamlarının Umm Seleme radıyallahu anha’dan rivayet ettiklerine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:


"Zilhicce ayına girdiğiniz ve sizden biriniz kurban keseceği zaman (kendi) kıllarından ve tırnaklarından almasın." (Başka bir rivayette: "Kurbanı kesinceye kadar (kendi) kılından ve tırnağından almasın." ifadesi geçer.) [saç, sakal, bıyık, etek tıraşı ve koltuk altı kılları gibi...]

Belki de bu, yanında hac kurbanı götüren kimseye benzemek içindir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

"Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin."

Görüldüğü kadarıyla bu yasaklama sadece kurban sahibine yöneliktir. Kurban sahibinin eşini ve çocuklarını kapsamaz. Ancak onların kendilerine ait bir kurbanlıkları olursa onlar da yasağın muhatabı olurlar. Başını yıkamakta, bir şey düşse bile ovalamakta bir sakınca yoktur.

9. Bir Müslümanın namaz kıldığı yerde bayram namazını da edâ etmeye çabalaması, hutbeyi dinleyip ondan yararlanması gerekir. Bu bayramın hikmetini ve onun şükretme ve iyilik yapma günü olduğunu anlaması gerekir. Onu, kötülük ve şımarıklık günü haline getirmemelidir. On günde işlediği salih amellerin boşa gitmesine sebep olabilecek şarkı, eğlence ve sarhoşluk verici şeyler gibi haramlara dalmamalı ve bu günleri bir günah mevsimi haline dönüştürmemelidir.

10. Bu günlere ulaşan Müslüman her erkeğin ve kadının bu günleri Allah’a itaatle, O’na zikirle ve şükürle, farz ve vacipleri yerine getirmekle, kötülük ve yasaklardan sakınmakla ve Mevlasının rızasını talep etmek için Allah’ın rahmet esintilerinin peşinden koşmakla değerlendirmesi gerekir.
Başarıyı lütfedecek olan ve hidayetin sahibi olan Allah’tır. Allah’ın salât ve selâmı Muhammed’e, onun ailesine ve ashabına olsun.



Allame eş-Şeyh Abdullah İbn Abdurrahman el-Cibrîn
Çeviren: Dr. Ahmet İYİBİLDİREN
http://ilim-der.com/ilimder.php?sayfa_id=118&id=65